Halk arasında damarın balonlaşması olarak bilinir. Beyin damarlarının anevrizmaları genel olarak temiz kan taşıyan damarlara (arter) ait genişlemelerdir. Anevrizmalar aort damarı gibi çok geniş damarlarda oluşabildiği gibi, küçük ve orta boy damarlarda da teşekkül edebilir.

Anevrizmalar iki tiptir. Balonlaşma tomurcuklanma şeklinde olabildiği gibi burada konusu edilmeyecek olan damarın bir bütün olarak genişmesi ve bu genişleyen yerde damar duvarının zayıflaması şeklinde de olabilir. Tomurcuklanma şeklinde olan ve anevrizmaların büyük bir kısmını kapsayan anevrizmalar yapı itibarı ile damar duvarının doğuştan zayıf olduğu noktalarda, genellikle de damarın daha küçük dallara ayrıldığı noktalarda oluşur. Baloncuk duvarı, basınca dayanamadığı anda da patlar. Patlama ya kendiliğinden olur ya da vücudun öksürme, ıkınma, cinsel ilişki gibi aşırı efor gerektiren  ve kafa içi basınç artmasına neden olan aktivasyonu ile oluşur.

 

Anevrizma kimlerde oluşur?

– Damar duvarındaki yetersizlikler (doğumsal)
– Damar duvarındaki Arteriosklerotik veya hipertansif değişiklikler
– Travmatik (darp veya kaza sonucu kafa yaralanmaları)
– Enfeksiyona bağlı olabilir

 

Risk Faktörleri nelerdir?

– Hipertansiyon
– Sigara kullanımı
– Oral kontraseptifler (Doğum kontrol ilaçları)
– Alkol (Şüpheli)
– Kokain

 

Anevrizmanın beyinde oluştuğu yerler?

Beyini besleyen damarlar, beyin tabanında birleşerek Willis Poligonu adı verilen damar ağını meydana getirirler. Anevrizmalar genellikle bu willis poligonunda oluşur.
Anevrizması olan insanların büyük bir bölümünün hiçbir şikayeti yoktur. Ancak bazen migren tarzında ya da spesifik olmayan baş ağrıları olabilir. Ayrıca anevrizmanın büyük olduğu durumlarda kitle etkisi nedeniyle beyinde komşuluk yaptığı bölgelerde bulunan yapılara bası yaparak buna bağlı belirtiler görülebilir.

 

Anevrizma nasıl ortaya çıkar?

– Anevrizma belirgin büyüklüğe ulaşırsa başka sebeplerden dolayı çekilen tomografi veya MR tetkikinde tesadüfen
– Kafa sinirlerine ait belirti vererek (örneğin görme sinirine ait felçler gibi...)
– Kanama sonucu ki en sık ortaya çıkan durumdur. Anevrizmanın patlaması sonrası ortaya çıkar ve ölümcül olabilir. Kanama sızıntı şeklinde beyin zarları arasına (subaraknoid kanama) olabileceği gibi veya beyin dokusu içerisine de olabilir.

 

Anevrizmanın yırtılması ile oluşan kanama aniden ortaya çıkan çok şiddetli baş ağrısı şeklinde başlar. Hastalar bu durumu sıklıkla “başımda şimşekler çaktı” şeklinde ifade eder. Baş ağrısından sonra ense ağrısı ve sertliği, kusma, kanamanın cinsi ve ağırlığına göre bilinçte bozulma ve bazen bel ağrısı ile ortaya çıkabilir.

 

Anevrizma teşhisi nasıl yapılır?

– Hiç bir şikayeti olmayan hastalarda anevrizma var mıdır diye bir tarama yapılmaz.

– Şikayet varsa yapılacak ilk iş bir nörolog ya da beyin cerrahisine müracaat etmektir.

– Anevrizmanın yırtıldığı durumlarda oluşan kanamalarda hastalar sıklıkla acil servise müracaat eder.
– Anevrizmalarda ilaçsız olarak çekilen ilk beyin tomografisi kanama olup olmadığı konusunda yeterli bilgiyi verir.
– İkinci aşamada Bilgisayarlı tomografi ile yapılan anjigrafi, MR anjiografi veya dijital kateter anjiografi mutlaka yapılmalıdır.

– Anevrizmaların rastlanma oranı Amerika’daki istatistiki verilere göre yüzbinde 6-10 arasında bulunmuştur.
 

Anevrizmaların tedavisi

Günümüzde anevrizmaların tedavisi iki şekilde yapılabilir. Bunlardan birisi anevrizmanın boynundan kliplenmesini içeren cerrahi yöntemdir, diğeri ise endovasküler embolizasyon denilen ve damar içine katater ile girilerek anevrizmanın içinin bir madde ile doldurulması ve böylelikle anevrizmanın içine kanın girişinin engellenmesidir. Her iki yönteminde avantaj ve riskleri mevcuttur. Hangi yöntemin seçileceğine beyin cerrahisi uzmanı ve endovasküler girişimi yapacak olan hekimin birlikte karar vermesi gerekir. Her anevrizma cerrahiye uygun olmayabileceği gibi endovasküler tedaviye de uygun olmayabilir. Kanamış anevrizmalarda her iki tedavi de başarılı olsa da vazospazm denilen ve damarların kasılmasıyla beynin beslenmesinin bozulduğu bir durum da ortaya çıkabilir. Bu durum kalıcı ve geçici nörolojik arazlara neden olabilir.